his etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
his etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2016 Salı

Gelgitli Hisler....

Simasını ferahlatan ela gözlerinden akan yaş dudaklarına değdiğinde..
Ne derece bazal bir tat olduğunu düşündü...
Tıpkı içinde sürekli kanayan yara gibi acı, çok acı...
Koskocaman boşluğun yanı sıra, afilli bir özlem vardı içinde hayata karşı
Lakin umut çiçeğinin taç yaprakları bile es geçmiş hayatı..
Bir sapı kalmış rüzgarda usulca boynu bükük
Sevda gecenin karanlık derin kuytusunda,
Kurumuş göz pınarlarından zorla akan yaşı siliyor narin parmaklarıyla
Vira uğraşıyor dedi hislerim benimle..
Ta ki başım yatık olana dek uğraşacak belli 
Ama bilmiyor ki o his zaten benim
Ne derece yorduğu önemli değil rüzgarın
Savurduğu küllerimden yeniden doğabilmeliyim
Ki; çeliklenmiş yeni benliğimle acımtıraklığı görmezden gelebilmeli
Dimdik güçlü duruşuma bir he deyip onu bünyeme esir etmeliyim
Yoksa korkacağımı mı sandın yüce evren !!
Ben senin yapı taşınım, ben olmazsam sende olmazsın
Esas sen kork benim sonsuz içselliğimden
Çünkü ben bir oje kokusu gibi tuhaf ama bir o kadarda vazgeçilmezim
Kendi inimde yapayalnız yaşamak zorunda kalsamda,
Kendimden her daim eminim...
Haydi boşver iç dingin huzur şarabından ve dinle sesimi
Sözcüklerim coşsun kulağında çektiğin her yudumda
Ve sabırla bekle...
Tam bir eke olabilmesi için içselliğinin, terlemeli ve sürekli değişmelisin...

26 Nisan 2016 Salı

Bazen Çok Sevmek...

Bazen çok sevmek bile ağrıtır içini.. Karşındaki canı sararsın sarmalarsın tüm benliğinle.. Lakin birşey eksik kalır, düşünürde bulamazsın Belkide görürsün duyarsında, susmak zorunda bırakılırsın Halbu ki öyle çok sahip çıkmışken sevgine, ennn içten ennn samimi halinle.. Ya yanlış anlaşılırsın, ya da o an ki ruh halleri vs itelenirsin.. Oysa sen ne istiyordun? O soğuk dört duvarın içini rengarenk boyamak değil miydi istediğin.. O küskün gözlerin dumanını yeniden ılık ılık tüttürmek değil miydi? İçerde kalmış burulmuş sözcükleri, kendi buruk yüreğinle yıkayabilmek değilmiydi? Olmayınca olmuyor işte can! Sevgin, hislerin dilinin ucunda kalıveriyor.. Yüzün önünde, boynun bükük! Karanlıkta ağlatılacak kadar büyük bir acımasızlığın içinde buluyorsun kendini.. Gözyaşlarına bile hak vermeyecek kadar anlaşılmıyorsun işte.. Adeta ruhsuz solgun bir beden misali... Dalıyorsun toprağın en dibinde ki soğuk cehenneme Keşkeler sarıyor hücrelerini Bunu hak etmedin evet, ama.. Ama senin dilin, ona başka yansımış ki bu derece yıpratıldın " Şu an sabah oluyor, saat 06:06.. Manası var bunun, hala umut var demek.. 06:06=1 Biz biriz demek Her saatin aynını yakalaması.. Ve her saatin aynı anını birlikte yakalamak.. Burada ki incecik espriyi anlıyorsan ve anlayanı bulduysan bak gökyüzüne ve bolca şükret.. Çünkü o sana sunulmuş bir şanstır.. Çünkü o seninle soluklanıyordur.. " İşte ona bunu söyle.. Bunu görmezlikten geliyorsa, unut en afillisinden.. Gönlün kollarını dolamak istesede o boyuna hiçbir zaman birleşmez ellerin.. Çok sevdiğin için üzülmek, tüm hislerini yorar.. Ve bedenini hırpalar.. İstediğin minicik pırıltalar için suçlanıyorsan İsteme! Ne kadar büyük olsada sevgin, göm yüreğine.. Onu gören, hak eden alır zaten sen istemesende..
Özgül
Gözyaşları, acının ümitsizliğe dönüşmesini engeller. Özdemir Asaf

Çiğ Tanesi Gibi

Bazen ustaca atamazsın adımlarını Hislerinle ve telaşla hareket ettiğinde Sendelersin ister istemez Ve fark edilir bu kimilerinc...