10 Mayıs 2013 Cuma

Zeytinyağlı Taze Fasulye :]

Merhabalar...
Herkesin bildiği karşı konulmaz lezzet:) Taze her türünü severim... Sevilmeyecek gibi mi arkadaş :) Neyse tarifi birde benden kopya edin bakalım, Her elin lezzeti farklıdır ya hani, belki elimin lezzeti tarife geçmiştir :P Bu yemeğin ve tüm zeytinyağlıların püf noktası bol yağı sevmeleridir... Yoksa küsüp lezzetlerini saklıyorlar benden söylemesi:)

Malzemeler:
1 kg çalı fasulye
2 adet orta boy soğan
2 adet iri domates
7-8 diş sarımsak
Tuz, Şeker
1 çay bar sıvı yağ (Ben ayçiçek ve zeytinyağını karışık kullandım.)

Yapılışı: Fasulyeleri güzelce yıkıyoruz. Sonra boylamasına 3 e ve enlemesine 2 ye bölüyoruz. Tencereye alıyoruz (Dört işlem gerektiren bir yemek gibi durdu dimi:))) Soğanlar yarım piyazlık, sarımsaklar da küçük küçük doğranıp tencerede yerlerini alıyorlar. Domatesleride ister küp küp istersekte rendelenmiş olarak tencereye ekliyoruz. 1,5 tatlı kş tuz ve 2 tatlı kş toz şekerde yanlarına eklenip bir güzel karıştırılıp ocağa alınıyorlar. Pişmek üzere yani, yoksa ocağa karşı bir kırgınlıkları yok :)) Öncelikle altını açıp şöyle bir güzel fokurdamasını sağlıyoruz. Sonra kapağı kapalı bir şekilde kısık ateşte yaklaşık olarak bir yarım saat tutuyoruz. Sonra üzerine 2 su br kadar kaynar su ekleyip tekrar pişmeye bırakıyoruz. Daha sonra altını kapatıp ılınıncaya kadar kapağı kapalı bekliyoruz...
Afiyet olsun...


Evde Piknik :]


Merhabalar...
Bugün tatlı oğlumla pazara gittik... Artık büyüdü ve bana eşlik ediyor... Giderken alacaklarımızın listesini yaptık. Sonra pazara adım atar atmaz; "İşte domates anne hani alacaktın, erik işte alsana" diye gördüğü ilk tezgaha yaklaşmaya çalışıyor akıllı :) Daha pazarın tümünü gezip, fiyatları aklında tutup; sonradan teker teker alma mantığından bihaber yavrucuğum ne yapsın:) Neyse alacaklarımız alındı ve eve döndük. Yemek yemeği boşa harcanan bir vakit olarak gördüğünden kellü bende ona "hadi" dedim "gel seninle piknik yapalım" Tabi çok hoşuna gitti... Zaten gözlerinde ki ışıltıda bunu anlatıyor gördüğünüz üzere:) O ışıltı ki; insanın yorgunluğunu nasılda alıyor üzerinden...

Erikli Soğan Çorbası :]


Merhabalar...
Erik sevmeyeniniz var mıdır bilemem, ama ben erik sevilmez mi diye düşünenlerdenim:) İşte buda çorbası... Rutinden sıkılan ve farklı bir lezzet denemek isteyenlere şiddetle tavsiye ederim. Mayhoş bir tadı var ekşi erik kullanıldığı için. Ve bol soğan ve sarımsak içerdiğinden dolayıda antioksidan görevini başarıyla yerine getiriyor... Bence yapın ve tadın bu lezzeti...

Malzemeler:
2 orta boy soğan
6-7 diş sarımsak
2 domates
10 adet ekşi erik
1/2 çay bar. arpa şehriye
Tuz

Yapılışı: Soğanları piyazlık doğruyoruz. Sarımsakları da küçük küçük doğrayıp yağda iyice kavuruyoruz. Sonra erikleri ve rendelenmiş domatesleri ilave edip bir müddet daha kavuruyoruz. Sonra üzerine 1 lt kadar su ilave ediyoruz. Kaynayınca şehriye ve tuzu ilave ediyoruz. Şehriyeler yumuşadığında çorbamız olmuş demektir. (Şehriye yerine unda ilave edebiliriz.) Bu arada yerken erik çekirdeklerini çıkarmaya üşenecekseniz önceden çıkarın :))
Afiyet olsun...

Tavuk Haşlama :]


Merhabalar...
Bu yemek benim kurtarıcılarımdan biridir.  Aklıma pişirecek birşey gelmediğinde, çoğunlukla bunu yaparım. Hem çok kolay, hem lezzetli hemde besleyici...

Malzemeler:
1/2 kilo tavuk eti (Ben kanat kullandım)
3 orta boy patates
2 orta boy havuç
Taze kekik (kuruda olur)
1 büyük soğan
Tuz, karabiber, limon

Yapılışı: Öncelikle tavukları güzelce yıkıyoruz ve düdüklüde 1 lt kadar su ile haşlanmak üzere ocağa alıyoruz. Tavukların haşlanmasına yakın tencereye irice doğradığımız soğan, patates ve havucu ilave ediyoruz. Tabi tuzu da unutmuyoruz. Piştikten sonra arzu edildiği şekliyle servis ediyoruz. Ben karabiber ve limon tercih ediyoruz. Lezzetine lezzet katıyorlar:)
Afiyet olsun...

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Göçebe Hayatlar...


Merhabalar...
Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde çok eskiden göçebelik denen bir yaşam biçimi varmış. Bu yaşamda devamlı farklı yerlerde uyuyan, ama aynı mavilikte ki gökyüzüne uyanan göçebeler varmış... Kap kacaklarını, yataklarını sırtlanır buldukları yerleri yuvaya çevirirlermiş. (Birbirlerinin yuvasını değil, birbirlerine yuva yaparlarmış...) Sevinçlerini, üzüntülerini, tutkularını, huzurlarını yaşayabilmek için oradan oraya göç ederlermiş... Sabit bir yuvaları yokmuş, nerede akşam orada sabah derlermiş... Sıcak soğuk, yağmur çamur onlar için farketmez; nasıl neden diye sormadan, rüzgarda uçan bir tüy kadar hafif giderlermiş oradan oraya... Hemde öyle otobüs, uçak falan değilmiş taşıtları; tabanları ve hayvanlarıymış yalnızca onlara eşlik eden...

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Bugün :]

Merhabalar...
Bugün inanılmaz bir 5 saat geçirdim :) Cep telefonum olmadan 5 saat YAŞADIM. Çok enteresan bir deneyimdi gerçekten. Sabah sınavım vardı ve telefonu binaya sokmamız yasaktı. Emanet edeceğim biri olmayınca yanıma almadım. Ve saatten habersiz, zamanı hissederek vakit geçirmenin ne kadar güzel olduğunun farkına varma ayrıcalığını yaşadım.. Malum telefon herşeyimiz olmuş saat bile yok kolumda:P Her ne kadar çalışmadığım konulardan oluşan 80 adet soruyu zorla kafamı vermeye çalışarak çözmekle (malum evde ki gibi kafanı başka yerlere kaydıramıyorsun; çünkü 120 dk verilmiş) ve insanoğlunun İstanbul içerisinde oradan oraya nasıl eziyet çekerek ulaşmaya çalıştığını izlemekle geçirmiş olsamda yinede güzeldi... Müzik dinlemeden oradan oraya gitmeye katlanmış olsamda güzeldi... 09:30 da ki sınava 1 saat önceden gidipte okulun bahçesinde boş boş beklemiş olsamda güzeldi... Kuşların sabah cıvıltılarını dinlememişim ne zamandır, farkına vardım. Nasılda güzellermiş :)

 " İstanbul' u dinliyorum gözlerim kapalı... " derken
mod anında değişiyor; " oradan biri diyor ki aç gözünü lan" :)))
Bu şiirin bu şekilde katledilişine yıllar öncesinde hem kızmış hemde ister istemez gülmüştüm.. Ama doğru söylenmiş yalan değil...
Sanırım arada bir, saatsiz ve telefonsuz herhangi bir yerde olmak, O vakti istediğin şekilde yaşamak lazım... İster tek başına istersen sevdiklerinle, veyahutta seni sevenlerle...
Her neyse yarın sabahta sınavım var kaçtım ben :)
Sevgilerimle...

3 Mayıs 2013 Cuma

Hapır Küpür Kahvaltı :]


Merhabalar...
Malum insanoğlu her gün aynılıktan sıkılıyor. Çocuğunuzda kahvaltı faslından sıkıldıysa; ona yediklerini böyle farklı şekilde sunarak iştahını artırabilirsiniz. Bakın benim afacanıma 1 saat süren faslı 20 dk da bitirdi :)) 
Bir dilim kızarmış ekmeğe tereyağı sürdüm ve sekiz parçaya böldüm. Üzerlerine omlet, salam ve peynir koydum. Kürdanla da  işi bağladım:))) Geriye hapır küpür yenmeleri kaldı:))))





Çiğ Tanesi Gibi

Bazen ustaca atamazsın adımlarını Hislerinle ve telaşla hareket ettiğinde Sendelersin ister istemez Ve fark edilir bu kimilerinc...