21 Temmuz 2013 Pazar

Yabani Semizotu :]


Merhabalar... 
Sebzenin her hali ve her tonu faydalı değil mi? Ama bence doğal olanı en faydalısı... Yabani semizotu bizim ailede favorilerden biridir. Helede Söğütlüçeşmede 80 yaşlarındaki mavi boncuk gözlü bir teyzenin elceğizleriyle toplayıpta sattığı semizotuysa bu, işin içine birde duygusal boyut giriyor:) Gelelim tarifimize son derece basit;

Malzemeler: 
1 demet semizotu
2 orta boy soğan
2 büyük domates
1/2 çay br. kırık pirinç
Tuz

Yapılışı: Öncelikle otları ayıklayıp iyice yıkıyoruz. Sonra arzu edilen boyutta doğruyoruz. Soğanları ince ince kıyıp sarartıyoruz. Üzerine küp küp doğranmış domatesi ve semizotlarını ekleyip biraz kavuruyoruz. Biraz suyunu salınca üzerine tuz ve pirinci ekliyoruz. Ve pirinçler şişip otlar renk değiştirene kadar pişiriyoruz. Hepsi bu kadar:)
Afiyet olsun....



4 Temmuz 2013 Perşembe

Çilek Reçeli :]


Merhabalar...
Şu görüntüde ki güzelliğe bakar mısınız. Kırmızı ve beyazın o muhteşem birlikteliğine doyum olmuyor bence... Şimdi efendim gelelim bu güzelliğin tarifine ve sonucuna :P Malum çilek reçeli tarif edeceğim ama çok önemli bir ayrıntı var ki oda şu; kendi elceğizlerimle bahçeme ektiğim çileklerin reçeli bu... Öyle kilo kilo değil sadece bir tabakçık oldu ama olsun biz onu tadına vardık mı siz ona bakın:) Önce çilekleri topladım ve güzelce ayıklayıp yıkadım. Minik minik öyle güzeller ve nefis kokuyorlar ki... Yarım kilo kadardı çileğim. Bende 450 gr kadar şeker ekledim... Biraz bekliyoruz hafif sulanması için. Sonra ocağa alıp köpüklerini toplaya toplaya bir güzel kaynatıyoruz. Çileklerin renkleri dönüp yumuşayıncaya kadar pişirip üzerine bir tatlı kaşığı limon suyu döktüm. Gerçi hiç gerek yoktu bırak reçelin bozulmasını bir vardı bir yoktu mübarek :)) İşte geleneği bozmayayım dedim.

Gördüğünüz üzere yanda pişiyor reçelim :) Üzerinde ki köpükleri toplayım onlarıda yedim vallahi :) Eninde sonunda en altta ki bir kase reçel oldu. Mümkün olsaydı da herkese tattırabilseydim...






14 Haziran 2013 Cuma

Kabak Mücveri :]


Merhabalar...
İşte bizim evin vazgeçilmezlerinden biri; mücver :) Ailecek çok seviyor ve kendisini "bu kadarmı lezzetli olunur kardeşim" diyerek dahada lezzetli olabilmesi için gaza getiriyoruz:) Ama tamamen duygusal:) Neyse efendim gelelim tarifimize;

Malzemeler:
2 adet orta boy kabak
Yarım demet kadar maydanoz ya da dereotu
(karışıkta olur farketmez)
2 yumurta
1 su br un
2 yemek kş sıvıyağ
100 gr beyaz peynir
Tuz, Karabiber

Yapılışı: Öncelikle kabakları iyice yıkıyoruz ve geniş bir kabın içine rendeliyoruz. Sonra yeşillikleri ince ince doğrayıp kaba ekliyoruz. Ve sonra diğer malzemeleri de ekleyip iyice karıştırıyoruz. Sonra da tavada biraz yağ kızdırıp bir kaşık yardımıyla mücver hamurumuzdan biraz alıp kızgın yağda kızartıyoruz. Ateş çok yüksek olmasın. (İçininde pişmesi açısından)
Afiyet olsun...

3 Haziran 2013 Pazartesi

AĞAÇ SEVGİSİ Mİ SADECE?

MEMLEKET AYAKLANDI...
İNSANLIĞIN KURAMADIĞI BİRLİK BERABERLİĞİ, AĞAÇLAR GERÇEKLEŞTİRDİ!
AĞAÇ SEVGİSİ TETİKLEDİ ONCA ZAMANIN HAKSIZLIĞINI...
KUSTURDU TÜM BİRİKMİŞLİKLERİ...
ATATÜRKÜMÜZE YAPILAN HAKSIZLIKLARA DAHA FAZLA TAHAMMÜL EDEMEDİK!
PİŞKİNCE KONUŞMASINI SÜRDÜRENLER GÜNÜN BİRİNDE SUSACAK...

HAKKIMIZDA HAYIRLISI...

31 Mayıs 2013 Cuma

Elimden Tutsan Keşke...

Soğuk ve yağmurlu bir gece... Saat yarımı geçmiş... Bizim oğlan çoktan uyumuş ve bende henüz yatmıştım... Günün yorgunluğunun üzerine gözlerimi kapattığım anda rüyalar alemine dalacağımı düşlerken, bir anda
kapının acıklı bir şekilde çalışıyla yerimden sıçradım. O gece annemde bizdeydi.(Çünkü ağır bir bronşit geçirmiştim ve dinlen demişti doktorum...) Annem ve eşim daha uyanıklardı.. Bir anda hepimiz kapıya yöneldik ve eşim o şaşkınlıkla otomatiğe bastı "kim o" demeden. Sonra kapının gözetleme deliğinden baktı ve bu sefer;
 -  Kim o?  dedi.

Korkmuş, doğu şiveli ve ağlamaklı bir kadın sesi:
 - Ağabey komşunuzum, açın lütfen kapıyı !
Bir süre tereddüt ettik, sonra eşim kapıyı açtı. Tereddüt ediyor insan haliyle, çünkü apartman ışığını bile yakmadan yukarı çıkan bir kişi var kapıda... Gecenin köründe nedir ne değildir emin olamıyorsun... Ama ses zorda kalmışlığı yansıtıyorsa dayanamıyorsun kapıyı açıyorsun. Ve içeriye giren kadının fal taşı gibi açılmış gözlerinde ki o korkuyu, çaresizliği; en kötüsü de yapayalnızlığını gördüğün vakitte elin ayağına dolanıyor :( Neden korkmuş, kaçmış? O anlatmadan, sen anlıyorsun aslında olanı biteni... Gözleri sözlerinden önce, alelacele anlatıveriyor her şeyi! Üzerinde pijamalarıyla sokaklara düşmüş... Ve tanımadığı bir eve,  kocasından daha güvenilir olabileceğini düşündüğü tanımadığı insanların olduğu herhangi bir eve girmeyi göze almış! O kadar çaresiz ki; "Öyle de öleceğim böyle de, en azından kocam bildiğim biri olmasın bana zarar veren...  Olmasın ki çocuklarımın gözünden babaları düşüp gitmesin benden sonra" diye düşünüyor belki... Canını değil çocuklarını düşünen zavallı bir ana yüreği... Yıllarca çocuklarının gözü önünde erkeğinden dayak yemek yeterince gururunu incitmiş, yüreğini acıtmış bir ana...

30 Mayıs 2013 Perşembe

Kabak Kalye, Gel de Yeme :]


Merhabalar...
Kabak, ailemizce çok tüketilen bir sebzedir. En çok böreğini, mücverini ve kızartmasını severiz... Ama bu yemekte tadından yenmeyecek bir mükemmellikte oluyor:) Oğlum mis mis diyerek yedi... Herkese tavsiye ediyorum... Bu arada İlke' ciğim kabakların kabuk deseni konusunda bana yardım etti:)

Malzemeler:
1 kg kabak (en çıtırından)
2 orta boy soğan
5-6 diş sarımsak
1 büyük domates
1/2 demet dere otu
1 çay br sıvıyağ (ben ayçiçek ve zeytin yağını karışık kullanıyorum genelde)
1 tatlı kş şeker ve istenilen miktarda tuz
1 su br su

Yapılışı: Soğanları piyazlık, sarımsakları da minik minik doğrayıp yağda sotelemeye başlıyoruz öncelikle. O sırada kabakları ve domatesi güzelce yıkayıp arzu ettiğimiz şekilde doğruyoruz. Soğanlar sararınca kabak ve domatesi ekleyip biraz kavrulmalarını bekliyoruz. Sonra tuzu şekeri ve suyunu ilave edip düdüklüde 10 - 15 dk kadar pişiriyoruz. Piştikten sonra üzerine ince ince doğradığımız dereotunu ekleyip soğuyana kadar tencerede tutuyoruz.
Afiyet olsun...

27 Mayıs 2013 Pazartesi

Sandığınız Dolu mu?

Hiç kimseye yada hiçbir şeye, hak ettiğinden fazla değer vermemek gerektiğine tanık olmak zorunda kalmış olmak ! Evet haklısınız; uzun ve karmaşık gibi görünüyor bu cümle bence de :) Ama verdiği his bu cümlede ki karışıklıktan çok daha fazla gerçekte :( Hani derler ya "elimi verdim kolumu kaptırdım" diye... Bazılarımız genellikle bu mod da yaşıyoruz.
Aslında değer vermek ve değer görmek normal insanlar arasında çok mükemmel bir alışveriştir... Ve de olmazsa olmazıdır insan ilişkilerinin...
Kişiler karakterleriyle, davranışlarıyla değerlenirler gözlerde, kalplerde... Ve yer bulurlar dudaklardan çıkan en güzel kelimelerin içinde :) Ama ne olursa olsun kişi karşısındakine gereğinden fazla değer veriyorsa o zaman kendisinde çoğunlukla harcanmışlıklar, yanlızlıklar olacaktır...

Çiğ Tanesi Gibi

Bazen ustaca atamazsın adımlarını Hislerinle ve telaşla hareket ettiğinde Sendelersin ister istemez Ve fark edilir bu kimilerinc...