2 Ekim 2015 Cuma

Balık Sırtı...

Sevgili balık sırtı.. En en en sevdiğim örgü modeli Saçlarımın uzadığının kanıtı.. İki senedir ilk defa örebildim toparlayabildim saçlarımı
(Hep kısa kestiriyordum da)
Sevindim, birazcık mutlu oldum smile ifade simgesi Kafamda ki dağınıklığı da toparlayabilirmiyimki böyle? Peki ya yüreğimde ki dalgalı denizi durultabilir miyim? Birbirine geçmiş türlü gibi bir hissiyatı tadarken, Tekrar hepsini yerlerine gönderebilir miyim? Sanırım bir tür kozmik dengesizlik içindeyim! Sürekli bir iniş çıkış bir arayış Nerdeyim şu an bilmiyorum Uzunca bir yol, fazlasıyla meşakkatli Ama inancım sağlam ! İlla yolun sonunda bir ışık var, eminim.. Seçildim belki, ya da tesadüfi bir sıkıntı Yok yok itiraf ediyorum ben istedim, mıknatıs gibi çektim kendime frown ifade simgesi
Ama her sıkıntı; peşinden huzuru getirirmiş, öyle diyorlar
Hadi bakalım hayırlısı...
"Korku, köleliktir.” demiş Platon
Cesur olmalıyım!!! Bana sunulan mutlulukları nasıl kabulleniyorsam Bu mutsuzluğu da can-ı gönülden kucaklamalı, kabullenmeliyim ! Sonuçta koskoca evrende bir toz zerresi kadarım Böyle bakarsam çok basit bir durum smile ifade simgesi Yani bir özelliğim yok, neden ben diyemem Ama ben tekim, biriciğim bir eşim daha yok, değerliyim ve kendimi seviyorum diye düşünmek zorundayım Hatta düşünmemeliyim, öyleyim zaten Işte şimdi ben koskocaman oldum smile ifade simgesi Kendimi önce özgür bırakıp şöyle bir rüzgarda savurmalıyım sanırım Biraz uçar, o yana bu yana çarparım veeee Sonrada bir şekilde pürüzlerimi gökyüzünde bırakıp sakin bir bulut gibi, güneşle beraber gülümserim grin ifade simgesi
Işte bakın balık sırtından nerelere geldim tongue ifade simgesi Hayatta böyle bence Nerdeydim, neredeyim ve nerede olacağım hiç belli değil Anda olmalıyım, Anı yaşamalıyım
Başarmalıyım,,
Evet evet kesinlikle başarmalıyım :)

2 Ağustos 2015 Pazar

Kendini Bil !


Sonsuz bir rahatlıkla
Ve yapayalnızlıkla
Ellerim iterken suyun ağırlığını
Saçlarım dalgalanır denizin altında
Adeta dans eder gibi
Bakışlarımı dondurur
Yüreğimde ki gelgitler aynı deniz kadar
Işıltısı sönsede
Gözümün önünde kalır dokusu
Kapattım gittim başka bir evrene
Duygularımı aldırdım herhangi bir sefil klinikte
Ne neşe, ne hüzün ne de bir gülümseme
Hepsi yaralıyor yeri geldiğinde
Gözler dürüst, gözler korkusuz
Gözler gerçeği söylerken
Hep susuyor ya da yalanlıyorsa dil
Gereksiz o zaman herşey
Herkes gitsin sen yeter ki kendini bil!

10 Temmuz 2015 Cuma

Yoğurtlu Semizotu Salatası :]


Merhabalar...
Baksanıza şu güzelliğe, yenmez mi yani :)
Sebzelerin çiğ tüketimi oldukça makbul biliyorsunuz. Ve semizotu bilhassa bu haliyle muhteşem lezzetli ve çok faydalı. Yiyin, yedirin özellikle çocuklarınızı alıştırın bu vitamin deposuna. Bakın şu faydalara bir göz gezdirin derim; 

" Semizotunun faydaları arasında ilk akla gelen vitamin ve mineral yönünden oldukça zengin bir sebze olması. Aşağı yukarı ıspanakla aynı miktarda demir, sütün yarısı kadar kalsiyum ve portakalın 1/3’ü kadar C vitamini içeriyor. Semizotunun bir diğer özelliği ise pek çok sebzeden daha yüksek oranda omega 3 yağ asidi ve antioksidan içermesi. "

Ve birde yoğurtla birlikte oluşu hafife alınacak gibi değil. Tarif çok kolay zaten.

Malzemeler:

Bir demet semizotu
Yoğurt
Zeytinyağı
Tuz
Sarımsak (Isteğinize bağlı)
Süslemek için kırmızı biber ya da sumak

Yapılışı:

Semizotunu iyice yıkıyoruz. Ve yapraklarını ayırıyoruz. Fazla suyunu almamız önemli! Bir kapta arzu edilen miktarda yoğurt ve tuz ile karıştırıyoruz. Tabi sarımsakta bu aşamada yerini alıyor. Üzerine de zeytinyağı ve baharatla süsledik mi tamamdır..
Bolca tüketin, afiyet olsun...

9 Temmuz 2015 Perşembe

Kolay Yaz Türlüsü =]


Merhabalar...
Işte size leziz ve kolay bir yaz yemeği :) Bende ki tarifler hep kolay, herkes yapabilsin diye.. Malum internette çok entrikalı tarifler var... Yahu basiti yapamayan, mantığı kapamayan onları nasıl yapsın.. Ayrıca bir malzeme listesi var, mübarek sanki market açıyoruz :P Neyse konuyu saptırdım, durun yemeğimize döneyim. Bu canım yemeği soğuk sıcak tüketme şansınız var zeytinyağlı olduğu için. Ben en çok yeni pişmiş ve dinlenmiş ılık halini seviyorum.. Uç noktalarda yaşamayı sevsemde, ortayı bulmanın doğru olacağını düşünüyorum yaşamda.. Azıcıkta felsefe kattık hadi bakalım gelelim tarife...

Malzemeler:

2 orta boy patlıcan
2 orta boy kabak
1 büyük kuru soğan
1 büyük domates
2-3 diş sarımsak
1 miktar tuz
1 tatlı kş. şeker
1/2 çay br. sıvıyağ (Ayçiçek ya da zeytinyağı)
1 su br. sıcak su

Yapılışı:

Öncelikle sebzelerimizi iyice yıkıyoruz. Ve patlıcanları alacalı soyup boylamasına ortadan ve yandan dikdörtgen kesitler haline getirip tuzlu soğuk suda içinde ki acıları atsınlar diye bekletiyoruz. Bu arada bizde de etki eder mi acep bu tuzlu su, diye düşünmeden edemedim ;) Sonra yağı tencereye alıyoruz. Soğanı piyazlık yani yatay olarak ince ince doğruyoruz. Kavurmaya alıyoruz. Sarımsakları da bu esnada diş diş atabilirsiniz. Ben çok kavuruyorum daha lezzetli oluyor kanımca.. Ve muhteşem kabakları kabuğunu soymadan verevine doğruyoruz. Biraz irice doğrayın, çabuk pişeceği için dağılmasınlar. Soğan kavrulunca içine kabakları, suyunu iyice sıktığımız patlıcanları, tuz ve şekeri ilave edip güzelce harmanlıyoruz. Kapağı kapalı olarak çiğ kokuları çıkana kadar kavuruyoruz. Sonra arzu edilen şekilde doğradığımız domateside ilave ediyoruz. Salça demeyin, asla aynı lezzette olmuyor. Yani yenirde boşverin, zor yol her daim lezzete götürür ;) Neyse domateslerde pişmeye başlayınca üzerine sıcak suyuda ekliyoruz. Ve kapağı kapalı, kısık ateşte rengi, şekli, kokusu yemek görünümünü alana kadar pişiriyoruz. Çok konuşup uzattım ama yaparken kolay olduğunu göreceksiniz :) Bakınız oğlumda gayet sevdi ve afiyetle yedi, sağlık olsun inşallah...
Afiyet olsun...


Topik Tatlısı =]


Merhabalar...
Internetten tarifi tesadüf buldum ve denedim bu tatlıyı. Gayet kolay ve de kısa sürede hazırlanıyor. Limon kabuğunu ben ekledim hamura, çünkü yumurta kokusundan hoşlanmayan bir bünyeye sahibim. Arzunuza bağlı, damak sizin zevk sizin...

Malzemeler:

Hamur için:
1 kahve fincanı yoğurt
1 kahve fincanı sıvı yağ
1 kahve fincanı toz şeker
1 tane yumurta
1 limon kabuğu rendesi
1 pk. kabartma tozu
1 pk. vanilya
1,5 su bardağı irmik
2,5 su bardağı un

Üzeri için:
1/2 su br irmik

Şerbeti için:
2,5 su br toz şeker
3 su br su
1 tatlı kş. limon suyu

Yapılışı:

Öncelikle şerbetimizi kaynatmak üzere şeker ve suyu ocağa alalım. Hafif bir yoğunluk sağlayana kadar kaynatıp limon suyunu ekleyelim. Biraz daha kaynatıp altını kapatalım. Ilınmaya bırakıp geçelim hamurumuza. Fotoğraftaki sıralamaya göre anlatıyorum;) 


1- Yumurta, şeker, yoğurt ve yağı bir kaba alıyoruz.
2- Iyice çırpıp, homojen bir sıvı elde ediyoruz.
3- Karışıma un, irmik, kabartma tozu ve vanilyayı ilave ediyoruz. Güzelce yoğuruyoruz.
4-Benimki yoğurulunca bir tuhaf oldu ;) "Ben kalori canavarıyım" gibilerinden tip tip bakmaya başladı.
5- Yaratık hamurumuzu sürekli ikiye bölerek ceviz büyüklüğünde toplar yapıyoruz. Benim ki 32 adet oldu. Ve irmiğe bulayıp tepsiye dizip fırınlıyoruz.
6- Yaklaşık 180 derece sıcaklıkta ortalama 40 dk pişmiş kurabiye görünümlü şirinlerimiz oluyor. Ve şerbetiyle kavuşma kabımıza alıyoruz bu şirinleri :)
7- Fazla sıcaklığı gitsin diye 1-2 dk bekleyip şerbetimizi üzelerine döküyoruz. Ve şerbeti çekmesi için 2 saat kadar bekletiyoruz.
8- Sonucumuz gayet güzel :) Çok yumuşak olmayan leziz tatlımız yenmeye hazır, afiyet olsun...

Not: Yumuşak olmasını isterseniz şayet, sıcak şerbeti soğuk tatlı üzerine dökün ;)

29 Haziran 2015 Pazartesi

Nefessiz Kalmayın...

İnsanoğlunu sahiplenmek güzeldir değil mi?
Sevdiğiniz kişiye sevginizi, şefkatinizi verirsiniz..
Onun için yaşarsınız... 
HESAPTA!
Aslında kendinize esir ararsınız...
Sizin için yaşayan, sizin zevklerinize uyan, öl deseniz ölecek biri olsun istersiniz.
Hatta bazen kendinizi kaptırıp onu size ait bir eşya gibi görürsünüz.
Buraya dikkat lütfen!!!
"Karşında ki bir insan unutma" diyen bir iç ses lazım o anda..
Ama çoğumuz bencillikten o iç sesi duysakta, ona bir türlü kulak vermeyiz..
Hatta bile bile oralı olmalıyız..
Onunda bir hayatı, hisleri, zevkleri, renkleri var diye düşünmeyiz...
Yapmak, duymak, görmek istedikleri var diye düşünmeyiz...
Empati kurmak zorumuza gider !
Hep bizim yanımızda olmalı, hatta haddimizi aşıp "olacak", "olmak zorunda" diye düşünürüz.
Bu onu kaybetme korkusumu desem bilemedim.
Çünkü bu düpedüz bencillik bana göre!
Kaybetme korkusu olsa kırmamayı gerektirir öyle değil mi?
Saygı duymayı gerektirir.
Onun nefes almasına izin vermeyi gerektirir..
Mesela en basitinden kendi sevdiğiniz yemeği pişirip sürekli ona onu sevdirmeye çalışmak :)
Veya; kendi arkadaşlarınızla görüşürken siz, onun kendi arkadaşlarıyla görüşmesine izin vermemek!
Ya da ne bileyim renkleri hep kendi zevkinize göre seçmek, eşyaları istediğiniz gibi yerleştirmek..
Kendi zevkinize uygun müzikleri dinlemeyi istemek vs...
Örnekler bir hayli çoğaltılabilir, kendinizden esinlenin ;)
Tüm bunlar için ona danışmamak...
Kısacası düpedüz fikirlere, kişiliğe saygısızlık...
Ve yoğun bir bencillik kokusu...
İlişkileri en çok zedeleyen insani özellik bencillik!
Dediğim dediklik insanoğlu
Helekide karşınızdaki son derece iyiniyetli bir özelliğe sahipse kullanır da kullanırız onu..
Hatta hızımızı alamayıp duygularımızı öne atar, birde sahte gözyaşlarımızdan yardım alıp ajitasyonu yaptık mı
Tamamdır bu iş ona hayatı dar ederiz!!!
Böylelikle onu avcumuzun içine alırız; korkutarak, üzerek, yıpratarak!
Bu şekilde onu elimizde tutmak isteriz..
Ama gerçekte tutmak istediğimiz yer, daha doğrusu ona layık gördüğümüz yer gönlümüz olmalıdır...
Ve bir insanı gönülde tutmakta öncelikle onun hislerine, yaşamak isteyişlerine saygı duymaktan geçer...
Helekide zaten sizin için çırpınan, fedakarlık yapan gülen gözlere sahip biriyse bu kişi çok şanslısınızdır aslında...
İşte burada en önemli unsur değer bilmektir...
Eğer değer görmek istiyorsak değer bilmeliyiz ki incitmeyelim...
Kendimizde incinmeyelim..
Unutmayalım ki sevdiğimiz kadar seviliriz
İyiliğimiz kadar iyilik görürüz
Verdiğimiz neyse onu alırız...
Adım atarsak karşılık buluruz...
Ne demişler; "Ne ekersek, onu biçeriz"
Bencillik ciddi ciddi kötü bir huydur.
Ben şahsen bencil insanlara tahammül edemiyorum ve de onlara şans vermenin de yanlış olduğunu düşünüyorum...
Kimsenin kimseye hayatı dar etmek gibi bir lüksü olamaz...
Kimse kimsenin kölesi değildir!
Herkesin nefes almaya hakkı vardır...
Sadece ortak sorumluluklarımızı iyilikle yerine getirmek zorunluluğumuz vardır...
Biz istemiyoruz diye karşımızdakine yasaklar koyamayız!
Kimsenin özgürlüğünü kısıtlayamayız!
Sevgi, saygı, anlayış ve fedakarlık insan ilişkilerinin en önemli yapı taşlarıdır bence...
Ve iyi ruhlu insanlar; sizler de lütfen hayatlarınızın elinizden alınmasına izin vermeyin...
Bu yaşam güzel...
Ama mutluysak
Huzurluysak...
En önemlisi içimizde ukdeler kalmadıysa...
Ben rüzgara kapılın derim...
Elbet herkes incittiğinin birgün farkına varır...
Siz o zamana kadar yaşantınızı esaret altında bırakmayın...
Hislerinizi, isteklerinizi hapsetmeyin...
Sevgiyle bakmaya devam edin bu muhteşem güzelliklere...
Er ya da geç doğruluk yerini bulur...
Bence siz NEFESSİZ KALMAYIN...

"Bir kalbin inceliklerini anlamak, o hassaslıktan daha öteye geçmek her yüreğin harcı değildir..."


Özgül...



27 Haziran 2015 Cumartesi

Üzümlü Kek =]

Merhabalar =]
Evet her yaştan kek canavarına hitap eden müthiş bir lezzet; üzümlü kek :) Çok severim ve de uydurup da tutturunca daha da bir bayıldım bu keke hi hi :) Annemler gelince yapayım da çayımıza arkadaşlık etsin istedim. Neyse girdim mutfağa, buldum bir tarif baktım o yok bu var, şu yok öbürkü var kafama göre toparladım malzemeleri ;) Neyse karıştırdım attım fırına sonra içeri geldim annem "Bu sürede ben malzemeleri toparlardım ancak" dedi, bende "Vallahi uydurdum anneciğim, inşallah bişeye benzemiştir" dedim. Benzedi cidden herkeste beğendi, demek ki yeterince sevgimi katabilmişim <3 Haydi sizde girin mutfağa, uydurun birşeyler...

Malzemeler:

1 su br. sıvıyağ
3 yumurta
2 su br. un
3 yemek kş. yoğurt
1 pk. kabartma tozu
1 pk. vanilya
1 su br. şeker
1 su br. kuru üzüm

Yapılışı:

Cam bir kap içinde yumurta, yağ ve şekeri yüksek devirde iyice çırpıyoruz. Sonra kabartma tozu ve vanilyayı katıp çırpıyoruz. Sonra unu ilave ediyoruz. Normalde tarifte yoğurt yoktu. Karışım katı olduğu için ben bu aşamada üç kaşık yoğurt kattım, iyide oldu ;) Ve en son olarak üzümleri ekliyoruz. Kek kalıbımıza döküp önceden ılınmış 170 derecelik fırında ortalama 45 dakika pişiriyoruz. Ilk 25 dk fırının kapağını kesinlikle açmıyoruz. Ve pişip pişmediğini öğrenmek içinde bay kürdandan yardım istemeyi unutmuyoruz...
Mmmmm mutfağınız misss gibi koktu şimdiden :)
Afiyet olsun...

Çiğ Tanesi Gibi

Bazen ustaca atamazsın adımlarını Hislerinle ve telaşla hareket ettiğinde Sendelersin ister istemez Ve fark edilir bu kimilerinc...